
Hukukun üstülüğüne sonuna kadar inanmak istiyorum; başım sıkıştığında, adalete ihtiyacım olduğunda hukuk var demeliyim, birine kızdığımda ise hukukun onu cezalandıracağına inanmalıyım. Herkes gibi Cem Garipoğlu’nun garip hikayesini isteksizce de olsa takip ettim.
İstemeden de olsa tüm detayları ezberledim, tüm o küçük can sıkıcı detaylar zihnime kazındı maalesef. Garipoğlu yakalandığında da elimde meşale ve tırpanla adliyenin önünde böğürmek istedim ama Garipoğlu ile artık hukuk ilgilenecekti, adalet yerini bulacaktı.
Cem’in mahkemede anlattıklarını okuyunca hüzünlendim neredeyse Cem’e acıyacaktım, sanki Küçük Emrah’lı bir senaryo okuyordum. Yazık adam eli testereli cani değil sanki benim hiç babam olmadı size baba diyebilir miyim diyen Emrah gibiydi. Koskoca herifi önce çocuk mahkemesine çıkardılar şimdi de üç beş yılla bu işten sıyrılacağını okuyunca adliyenin önünde yeniden böğürmek istedim. Adaletin eksik bıraktığını tamamlamak istedim ama hukuka olan inancımı kaybetmek istemiyorum, yoksa inandığım her şey darmadağın olacak.
Artık Cem birkaç yıl sonra hapisten çıktığında kendisine kaybettiği gitar çantasının yerine yeni bir çanta göndeririz. Ne de olsa alışmış kudurmuştan beterdir, adaletin yeteri kadar caydırıcı olmadığı yerlerde Cem ve Cem gibilerin daha çok gitar çantasına ihtiyacı olacaktır.
mehmetnaber


